Güvenlik Soruşturması nedir? Emsal Kararlar

Kişinin Emniyet Genel Müdürlüğünde araması veya hakkında yakalama kararı olup olmadığı, emniyet ve jandarma ile istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının bulunup bulunmadığı, yıkıcı ve bölücü faaliyetler ile terör örgütleri ile herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteneğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesi yöntemi ile yapılmaktadır.

Güvenlik Soruşturması Olumsuz olanlar Ne yapmalıdır ?

İdare mahkemesine 60 gün içerisinde Yürütme Durdurma  talepli iptal davası açmalısınız. İlgili süre içerisinde dava açmadığınız takdir de artık dava açma hakkınız düşecek, memur olma hayalleriniz son bulacaktır.

Memuriyete ve taşerondan kadroya geçemeyen  pek çok kişi, haklarında herhangi bir adli soruşturma dahi olmamasına rağmen, masumiyet karinesi ihlal edilerek, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu gerekçesiyle atamaları yapılmamaktadır.

Taşeron işçilerin de güvenlik soruşturması gerekçesiyle kadroya alınmamaları durumunda bu kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemin iptali talebiyle idari dava açma hakları bulunmaktadır. Dava açma süresi kararın tebliğ tarihinden itibaren 60 gündür. Tatil günleri de süreye dahildir.

Güvenlik Soruşturması Davalarınızla ilgili Avukatlık ve Danışma

Güvenlik Soruşturması İptal Davası ile ilgili Detaylı bilgi için İstanbul’da bulunan hukuk büromuzda müvekkillerimize avukatlık ve danışma hizmeti vermekteyiz.

Bizimle İletişime geçmek için sayfamızı Tıklayabilirsiniz.

Güvenlik Soruşturmanızın olumsuz olmasıyla ilgili hukuki danışma kategorisine girmeyen sorularınızı Avukata Sor sayfamızdan bize iletebilirsiniz.

Güvenlik soruşturması ile ilgili detaylı bilgi için Tıklayınız.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI FORMU İNDİR

Güvenlik soruşturması olumsuz olanlar hakkında Emsal Danıştay Kararları

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 1

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/3408 E.  ,  2015/5510 K.

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/3408
Karar No : 2015/5510

ÖZET:Bu durumda; davacıya isnad edilen suça ilişkin olarak hakkında henüz bir dava açılmadığı, dolayısıyla bu konuda yargılaması ve mahkumiyeti bulunmadığı anlaşıldığından, arşiv araştırmasının olumsuz olmasına neden olacak bir durumu bulunmayan davacının bu sebeple atamasının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 2

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/3186 E.  ,  2015/5513 K.

  • zabıt katibi arşiv araştırması HAGB

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/3186
Karar No : 2015/5513

ÖZET:Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının (HAGB) kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.
Öte yandan, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesinin 1. beninde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedileceği hükme bağlanmıştır.
Bu durumda; hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı karşısında, sözleşmeli zabıt katipliği sınavında başarılı olan davacının, 2802 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi ile Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 6/19. maddesi uyarınca davalı idarece yapılan arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle atamasının onaylanmamasına ilişkin işlem ile bu işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 3

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/2238 E.  ,  2015/4853 K.
“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/2238
Karar No : 2015/4853

ÖZET:Davacının yaklaşık 11 yıl önce ve henüz 18 yaşında iken gerçekleştirdiği fiiller nedeniyle görevli memura mukavemet suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına ve bu sürenin herhangi bir yasaklamada bulunulmadan veya yükümlülük yüklenilmeden geçirilmesine karar verilmesinin, söz konusu fiilin niteliği ve aradan geçen süre göz önüne alındığında hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına neden olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu duruma göre; davacının atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. 
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 45,60-TL tutarındaki yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta gideri avansının davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 17/09/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 4

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/440 E.  ,  2015/4835 K.

  • BOZMA, ATAMA ŞARTLARI

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/440
Karar No : 2015/4835

ÖZET:Her ne kadar, kamu hizmetine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklere uygun olarak genel şartlar yanında özel şartlar aranmasında ve bu kapsamda görevin önem ve özelliği de gözönünde bulundurularak güvenlik ve arşiv araştırmasının olumlu olması şartı getirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakta ise de, olayda, yapılan güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen ve davacının 2008-2009 yılları arasında … Üniversitesi’nde öğrenci iken, bölücü terör örgütü görüşleri doğrultusunda faaliyet gösteren oluşumun sempatizanı olarak tanındığına ilişkin istihbari nitelikte bilginin, somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği sürece, bu örgütün ya da başka bir örgütün üyesi olduğunu veya yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş veya eylem içinde olduğunu kanıtlayan hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi, bu nedenle hakkında yapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmaması karşısında, davacının anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, hakkında hukuken geçerli kabul edilebilecek herhangi bir olumsuz tespit bulunmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı ileri sürülerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın idare mahkemesine gönderilmesine, 45,60-TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık
olmak üzere, 16/09/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 5

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/251 E.  ,  2015/5519 K.

  • denetimli serbestlik hizmetli güvenlik soruşturması

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/251
Karar No : 2015/5519

ÖZET: K:2013/92 sayılı kararıyla 10 ay hapis ve 400 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı, bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; yine …suçu nedeniyle açılan davada, Şavşat Sulh Ceza Mahkemesi’nin E:2012/114 sayılı dosyasında davacının 8 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, bu hükmün açıklanmasının da geri bırakılmasına karar verildiği; … suçunu işlediğine ilişkin hakkında açılan davadan ise beraat ettiği görülmektedir.
Bu durumda; her ne kadar …suçları nedeniyle aldığı mahkumiyetler hakkında verilen hükümlerin açıklanması geri bırakılmış olsa da, davacının denetimli serbestlik müdürlüklerinde görev alacak personel olması ve işlediği fiillerin niteliği göz önüne alındığında, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğu sonucuna ulaşıldığından, davacının…Denetimli Serbestlik Müdürlüğü hizmetli kadrosuna atamasının uygun görülmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 22/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 6

8. Daire         2011/7930 E.  ,  2013/3154 K.

  • POLİS MESLEK YÜKSEK OKULU
  • İLİŞİK KESİLMESİ
  • GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI

“İçtihat Metni”

Özeti:  Hakkında adli yargıda ceza davası açılan Polis Meslek Yüksekokulu öğrencisi için, beraat kararı verilmesi durumunda, Polis Meslek Yüksekokulu ile ilişiğinin kesilemeyeceği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)  : …

Vekili                            : Av. …

Karşı Taraf  (Davalı)     : İçişleri Bakanlığı

Vekili                            : Hukuk Müşaviri …

İstemin  Özeti  : Ankara 8. İdare Mahkemesinin 15/06/2011 gün ve E:2010/2956, K:2011/1046 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti        : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :  Yüksel IRIZ

Düşüncesi : Anayasanın suç ve cezalara ilişkin 38. maddesinde, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağının düzenlenmesi ve davacının yargılandığı ceza davasının beraatla sonuçlanması karşısında, davacı hakkında açılan kamu davasının devam ettiği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

ÖZET:

Davacının yargılandığı Karşıyaka 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin E:2010/332 sayılı dosyasında verilen 29.11.2010 tarih ve K:2012/1217 sayılı karar ile beraat ettiği ve bu Kararın 07.12.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu şekilde davacının hakkında devam eden bir kovuşturmanın bulunmadığı, buna göre de davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olabilecek bir nedenin kalmadığı görülmektedir.

Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacı hakkında devam eden bir yargılama bulunmakta ise de, davacı hakkında isnat edilen suçlamaların yerinde olmadığının kesinleşen mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olması karşısında, oluşan yeni durumun dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olan ceza yargılamasında beraat etmiş olması ve bu kararın da kesinleşmiş olması karşısında, davacının okul ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

          Açıklanan nedenlerle; Ankara 8. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 7

2. Daire 2004/1029 E., 2004/1456 K.

  • GÜVENLİK SORUŞTURMASI
  • SINAVDA BAŞARILI OLAN ÖĞRETMENİN YURT DIŞI GÖREVE GÖNDERİLMEMESİ
  • YURT DIŞI GÖREVE GÖNDERİLMEMEK

Dosyanın incelenmesinden, … Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapmakta iken Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim-Öğretim Genel Müdürlüğünün 18.12.2000 gün ve 2000/115 sayılı Genelgesi doğrultusunda yurtdışındaki öğretim kurumlarının öğretmen ihtiyacı için açılan sınava kabul edilen davacının; Mesleki Yeterlilik adı altındaki yazılı, Temsil eteneği Mülakatı adı altındaki sözlü sınavlarda başarılı olduğu, Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenen ‘Türk Cumhuriyetlerini Tanıtım ve Uyum” seminerine katıldığı, ancak davacının Eğit-Sen’e ait yasak yayın bulundurmak ve izinsiz afiş yapıştırmak suçlarından yakalanarak adli mercilere sevkedildiği gibi hakkında elde edilen istihbari bilgilerinde olumsuz olması nedeniyle yurtdışında görev almasının uygun görülmediği belirtilerek dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. 

Olayda, davacının yurtdışında görev almasının genel güvenlik ve asayiş yönünden ne gibi sakıncalar yaratacağının somut olarak ortaya konulamadığı, dava konusu işleme dayanak alınan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucu elde edilen bilgilerin bir kısmının ilgilinin üyesi bulunduğu Eğitim-Sen adlı Sendika adına yürütülen etkinliklere ilişkin bulunduğu, ancak bu etkinlikler nedeniyle asli görevini (eğitim-öğretim hizmeti) aksattığı yolunda somut bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi devlet memurlarının sendikal etkinliklerini yasaklayıcı bir kuralın da bulunmadığı, yasaklanmış yayın bulundurmak suçundan Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiği, izinsiz afiş yapıştırmak suçundan Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesinde beraat ettiği, diğer bilgilerin ise geçmiş yıllara ait soyut ve dayanaksız iddialardan ibaret, niteliği itibariyle hukuki bir delil olarak kullanılması mümkün olmayan tamamen istihbari nitelikte bilgiler olduğu, idarelerin kamu yararı amacı ve hizmetin Gereklerini gözeterek bir hizmetin görülmesi için belli niteliklere sahip kişilerin seçilmesi konusunda genel takdir yetkisine sahip oldukları açık ise de davalı idarece yöntemine uygun olarak açılan sınavda başarılı olan davacının hakkında yaptırılan “arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması” sonucunda tesbit edilen hususlara dayanılarak yurtdışı göreve 9önderilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 

Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 3012.2002 günlü, E-.2001/1622, K:2002/1770 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 8.12.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 

KARŞI OY 

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 8

5. Daire 2001/5253 E., 2003/796 K.

Kamu görevine atama yapıp yapmamak konusunda idarenin sahip olduğu takdir yetkisi sadece “boş olan kadroya atamak veya atamamak” konusuna ilişkin genel bir yetki olup, bu kadroya atanacak kişinin tutum ve davranışları üzerinde değerlendirme yapma yetkisini içermez. Başka bir ifade ile idare boş olan bir kadroya atama yapmak için harekete geçtiği andan itibaren bağlı yetki içine girer. Bu sürenin sonunda artık yasada ve yönetmeliklerde belirlenen niteliklere sahip olup, yarışma ve yeterlik sınavını kazanmış olanlar arasından sırası ile atama yapmak zorundadır. İdarenin bu niteliklere sahip olanlar arasında “ilgilinin tutum ve davranışlarına” göre seçme hakkına sahip olduğunu kabul etmek Anayasa ve Yasa ile belirlenen özelliklerin bir yana bırakılarak, atama işlemini yetkili makamın sübjektif değerlendirmesine bırakmak anlamını taşır ki, bunun sınırını belirleme olanağı yoktur. Böylesine sübjektif değer yargılarına bağlı olarak kullanılacak takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesi muhtemel olduğu gibi, böyle bir uygulama Anayasa’da ifade edilen “kanun önünde eşitlik” ilkesinin ve “kamu hizmetine girme hakkının” ihlali niteliğini taşır.

Bu hukuki durum karşısında, davalı idarenin güvenlik soruşturmasına ve yine bu soruşturma sonucu elde edilen “tutum ve davranışlarıyla müfettişlik görevini olumlu bir şekilde yürütemeyeceği görüşünü kuvvetlendiren ibareler olduğu” şeklindeki somut olmayan bilgilere dayanarak davacının atamasının yapılmaması yolundaki dava konusu işleminde hukuka ve Anayasaya uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kaübulüyle, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 28.06.2001 günlü, E: 2000/1561, K: 2001/898 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.03.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 9

5. Daire 1999/3652 E., 1999/3292 K.

Bu durumda, suç işlediği şüphesiyle gözetim altına alınan kişi henüz Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yukarıda belirtilen hükmü uyarınca sanık olmamış, bir başka anlatımla cumhuriyet savcısı tarafından henüz kendisine karşı mahkum edilmesi amacıyla iddianame hazırlanmamış fakat şüpheli olan kişidir. Şüpheli; sanıklığın şartından birisi olan isnat şartı henüz şahsında gerçekleşmemiş, üzerinde suç şüphesinin yoğunlaştığı halde kendisine karşı henüz somut bir işlem yapılmamış kişidir. Davacı hakkında iddianame hazırlanmadığı gibi yasanın aradığı anlamda suçlu olarak mahkemeye de davet edilmediği açıktır.

Olayda, davacı tarafından 17.4.1997 tarihinde düzenlenerek idareye verilen Personel Güvenlik Soruşturma ve Arşiv Araştırması Formun’da kasıtlı olarak noksan veya yanlış cevaplandırılmış soruların işten çıkarma nedeni sayılacağının belirtildiği; anılan Formun 7. maddesinin (b) bendinde, (aleyhinizde iddianame tanzim edildi mi?) (c) bendinde ise; (herhangi bir askeri veya sivil ceza davasında suçlu olarak mahkemeye davet edildiniz mi?) sorularına davacı tarafından “hayır” cevabı verilmesinin yukarıda belirtilen hukuki durum karşısında yalan beyan olarak kabulü mümkün değildir.

Öte yandan davacının atanmamasını gerektiren başka hukuksal neden öne sürülmemiş olması ve adı geçenin halen memuriyet statüsünde bulunması da göz önüne alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 1. İdare Mahkemesince verilen 31.12.1998 günlü, E:1997/1140, K:1998/1469 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 3.11.1999 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 10

12. Daire 1998/2163 E., 2000/3817 K.

Dosyanın incelenmesinden; davalı idareye bağlı … Şube Müdürlüğünde işçi olarak görev yapan davacı hakkında 13.4.1990 tarih, 20491 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Güvenlik Soruşturması Yönetmeliği gereği yapılan arşiv araştırması neticesinde suç kaydına rastlandığının anlaşıldığı nedeniyle Güvenlik Soruşturması Yönetmeliğinin 15. maddesi gereğince durumunun değerlendirme komisyonunda ele alındığı komisyonun 30.4.1997 tarih, 214 sayılı Kararı ile görevine devamı sakıncalı görüldüğünden, bu karar üzerine 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinde öngörülen kıdem tazminatı ödenerek hizmet akdinin feshine karar verildiği ve bakılan davanın da bu işlenin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, idare mahkemesince 1475 sayılı İş Kanununa tabi işçi olarak çalışmakta olan davacının hizmet akdinin feshine ilişkin işlemin özel hukuk hükümleri uyarınca tesis olunduğu, bu işleme karşı açılan davaya bakmaya adliye mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de; davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iş aktinden ileri gelen bir nedene dayanmadığı, güvenlik soruşturması sonucu elde edilen bilgiler üzerine davaya konu işlemin tesis edildiği açıktır.

Bu durumda davacının hizmet sözleşmesinin feshi yolundaki işlem, idarenin kamu gücüne dayalı tek yanlı tasarrufu ile tesis ettiği idari nitelikte bir işlem olduğundan, bu nitelikteki işlemlerin usule ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargı yerinin görev alanına gireceği açık olup idare mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken davanın görev yönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, İstanbul 1. İdare. Mahkemesince verilen 23.12.1997 günlü, E:1997/1188, K:1997/1685 sayılı Kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/c fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 8.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 11

12. Daire 1195/7261 E., 1996/585 K.

  • GÜVENLİK SORUŞTURMASI
  • HİZMET KUSURU
  • MEMURUN GÖREVE BAŞLAMASI

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 16.6.1993 ve 12.7.1993 tarihlerinde yapılan stajyer gümrük muayene memurluğu sınavım kazanan davacı hakkında yaptırılan arşiv araştırmasısonucu, kardeşinin bazı suçlardan arandığının tespit edilmesi üzerine, gümrük müsteşarlığı değerlendirme komisyonunun 9.4.1994 günlü, 1994/3 sayılı kararıyla, memuriyete alınmasının uygun olmadığına karar verildiği, bu karara istinaden, davacının göreve atanmamasına ilişkin 1.6.1994 günlü, 120059 sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı idarece öne sürülen hususlar, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.12.1995 günlü, E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, hukuk ve usule uygun bulunan, davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Buna karşılık, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”, hükmü yer almış olup, bu hüküm gereğince ve davacının atanmamasına ilişkin davalı idare işleminin iptal edilmekle hukuka aykırılığı saptanmış olduğundan, davacının bu işlem sebebiyle uğradığı zararların tazmini zorunlu bulunmaktadır. Sözkonusu zararların giderilmesinde, davacının atanmamasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten, iptal kararı üzerine atandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerekeceğinden idare mahkemesi kararının, davacının, atanmaması dolayısıyla yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin 4045 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca geçmişe yönelik aylık ve özlük haklarının ödenemeyeceği gerekçesiyle reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.2.1995 günlü E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, dava konusu işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline ilişkin kısmının davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle onanmasına; dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının, davacının temyiz isteminin kabulüyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince bu kısım hakkında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı gelen mahkemeye gönderilmesine, 29.02.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 12

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2015/440 E.  ,  2015/4835 K.

  • BOZMA, ATAMA ŞARTLARI

“İçtihat Metni”

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/440
Karar No : 2015/4835

Dosyanın incelenmesinden, ‘nca 25.04.2012 tarihinde yapılan personel alım sınavı sonucunda Diyarbakır İli için açılan gıda mühendisliği kadrosuna asil olarak atanmaya hak kazanan davacı hakkında davalı idarece yapılan inceleme sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (B) bendinin (2.) fıkrasında yer alan şartları taşımadığından bahisle davacının atamasının yapılmaması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar, kamu hizmetine alınmada, görevin gerektirdiği niteliklere uygun olarak genel şartlar yanında özel şartlar aranmasında ve bu kapsamda görevin önem ve özelliği de gözönünde bulundurularak güvenlik ve arşiv araştırmasının olumlu olması şartı getirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamakta ise de, olayda, yapılan güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen ve davacının 2008-2009 yılları arasında … Üniversitesi’nde öğrenci iken, bölücü terör örgütü görüşleri doğrultusunda faaliyet gösteren oluşumun sempatizanı olarak tanındığına ilişkin istihbari nitelikte bilginin, somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği sürece, bu örgütün ya da başka bir örgütün üyesi olduğunu veya yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş veya eylem içinde olduğunu kanıtlayan hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi, bu nedenle hakkında yapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmaması karşısında, davacının anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, hakkında hukuken geçerli kabul edilebilecek herhangi bir olumsuz tespit bulunmayan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı ileri sürülerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın idare mahkemesine gönderilmesine, 45,60-TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16/09/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 13

8. Daire         2011/7930 E.  ,  2013/3154 K.

Davacının yargılandığı Karşıyaka 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin E:2010/332 sayılı dosyasında verilen 29.11.2010 tarih ve K:2012/1217 sayılı karar ile beraat ettiği ve bu Kararın 07.12.2010 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu şekilde davacının hakkında devam eden bir kovuşturmanın bulunmadığı, buna göre de davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olabilecek bir nedenin kalmadığı görülmektedir.

Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte davacı hakkında devam eden bir yargılama bulunmakta ise de, davacı hakkında isnat edilen suçlamaların yerinde olmadığının kesinleşen mahkeme kararı ile ortaya konulmuş olması karşısında, oluşan yeni durumun dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olan ceza yargılamasında beraat etmiş olması ve bu kararın da kesinleşmiş olması karşısında, davacının okul ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Ankara 8. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 14

2. Daire 2004/1029 E., 2004/1456 K.

Dosyanın incelenmesinden, … Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapmakta iken Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim-Öğretim Genel Müdürlüğünün 18.12.2000 gün ve 2000/115 sayılı Genelgesi doğrultusunda yurtdışındaki öğretim kurumlarının öğretmen ihtiyacı için açılan sınava kabul edilen davacının; Mesleki Yeterlilik adı altındaki yazılı, Temsil eteneği Mülakatı adı altındaki sözlü sınavlarda başarılı olduğu, Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenen ‘Türk Cumhuriyetlerini Tanıtım ve Uyum” seminerine katıldığı, ancak davacının Eğit-Sen’e ait yasak yayın bulundurmak ve izinsiz afiş yapıştırmak suçlarından yakalanarak adli mercilere sevkedildiği gibi hakkında elde edilen istihbari bilgilerinde olumsuz olması nedeniyle yurtdışında görev almasının uygun görülmediği belirtilerek dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.

Olayda, davacının yurtdışında görev almasının genel güvenlik ve asayiş yönünden ne gibi sakıncalar yaratacağının somut olarak ortaya konulamadığı, dava konusu işleme dayanak alınan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması sonucu elde edilen bilgilerin bir kısmının ilgilinin üyesi bulunduğu Eğitim-Sen adlı Sendika adına yürütülen etkinliklere ilişkin bulunduğu, ancak bu etkinlikler nedeniyle asli görevini (eğitim-öğretim hizmeti) aksattığı yolunda somut bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi devlet memurlarının sendikal etkinliklerini yasaklayıcı bir kuralın da bulunmadığı, yasaklanmış yayın bulundurmak suçundan Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiği, izinsiz afiş yapıştırmak suçundan Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesinde beraat ettiği, diğer bilgilerin ise geçmiş yıllara ait soyut ve dayanaksız iddialardan ibaret, niteliği itibariyle hukuki bir delil olarak kullanılması mümkün olmayan tamamen istihbari nitelikte bilgiler olduğu, idarelerin kamu yararı amacı ve hizmetin Gereklerini gözeterek bir hizmetin görülmesi için belli niteliklere sahip kişilerin seçilmesi konusunda genel takdir yetkisine sahip oldukları açık ise de davalı idarece yöntemine uygun olarak açılan sınavda başarılı olan davacının hakkında yaptırılan “arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması” sonucunda tesbit edilen hususlara dayanılarak yurtdışı göreve gönderilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 3012.2002 günlü, E-.2001/1622, K:2002/1770 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 8.12.2004 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 15

5. Daire 2001/5253 E., 2003/796 K.

  • ATAMA İŞLEMİ
  • BAĞLI YETKİ
  • GÜVENLİK SORUŞTURMASI
  • İDARENİN TAKDİR YETKİSİ
  • KAMU HİZMETİNE GİRME HAKKININ İHLALİ
  • KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİNİN İHLALİ
  • SINAVI KAZANANIN ATAMASININ YAPILMAMASI

Ankara 5. İdare Mahkemesinin 28.06.2001 günlü, E: 2000/1561, K: 2001/898 sayılı kararıyla; davacı hakkında yaptırılan inceleme ve güvenlik soruşturmaları gözönüne alındığında mevcut tutum ve davranışları ile müfettişlik görevini olumlu bir şekilde yürütemeyeceği kanaati oluştuğundan davacının müfettiş yardımcılığına atanmamasına ilişkin dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan insan haklarına, memur güvencelerine ve sendika hakkına aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Anayasanın 10. maddesi herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit ve devlet organları ile idari makamların bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğunu açıklayarak “kanun önünde eşitlik ilkesini” temel bir kural olarak benimsemiştir. 70. maddesinde ise, her Türk’ün kamu hizmetlerine girme hakkına sahip bulunduğu, hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrım gözetilemeyeceği açıklaması ile “kamu hizmetlerine girmede eşitlik ilkesi” vurgulanmıştır.

Bu ilkeleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan temel hukuk kuralları olmasının yanında, hukuk devleti ilkesinin ve Anayasa’nın 11. maddesi hükmünün doğal sonucudur.

Anayasanın 70. maddesinde öngörülen “görevin gerektirdiği niteliklerin” hiç kuşkusuz sübjektif değerlendirmelerle değil, objektif, genel ve gayri şahsi nitelikteki kurallarla belirlenmesi gerekir. Her görevin gerektirdiği nitelikler, devlet memurları için 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde, bu kanun kapsamı dışında kalanlar içinde özel yasalarıyla veya yönetmelikleriyle belirlenmiştir. Adı geçen Kanunun 48. maddesinde devlet memurluğuna alınmanın genel şartlar; tek tek sayılmış, özel şartlar ise;

1- Hizmet göreceği sınıf için yasada belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarından birinden diploma almış olmak,

2- Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak olarak açıklanmıştır.

Davacının atanmak istediği Milli Eğitim Bakanlığı Müfettiş Yardımcılığı için; 03.10.1993 gün ve 21717 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliğinin “Müfettiş Yardımcılığı Giriş Sınavına Katılacaklarda Aranan Nitelikler” başlıklı 17/c maddesinde; “sicil ile yapılacak inceleme sonucunda tutum ve davranışları yönünden müfettiş yardımcılığına atanmasına engel hali bulunmamak” kuralına yer verilmiştir.

Kamu görevine atama yapıp yapmamak konusunda idarenin sahip olduğu takdir yetkisi sadece “boş olan kadroya atamak veya atamamak” konusuna ilişkin genel bir yetki olup, bu kadroya atanacak kişinin tutum ve davranışları üzerinde değerlendirme yapma yetkisini içermez. Başka bir ifade ile idare boş olan bir kadroya atama yapmak için harekete geçtiği andan itibaren bağlı yetki içine girer. Bu sürenin sonunda artık yasada ve yönetmeliklerde belirlenen niteliklere sahip olup, yarışma ve yeterlik sınavını kazanmış olanlar arasından sırası ile atama yapmak zorundadır. İdarenin bu niteliklere sahip olanlar arasında “ilgilinin tutum ve davranışlarına” göre seçme hakkına sahip olduğunu kabul etmek Anayasa ve Yasa ile belirlenen özelliklerin bir yana bırakılarak, atama işlemini yetkili makamın sübjektif değerlendirmesine bırakmak anlamını taşır ki, bunun sınırını belirleme olanağı yoktur. Böylesine sübjektif değer yargılarına bağlı olarak kullanılacak takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesi muhtemel olduğu gibi, böyle bir uygulama Anayasa’da ifade edilen “kanun önünde eşitlik” ilkesinin ve “kamu hizmetine girme hakkının” ihlali niteliğini taşır.

Bu hukuki durum karşısında, davalı idarenin güvenlik soruşturmasına ve yine bu soruşturma sonucu elde edilen “tutum ve davranışlarıyla müfettişlik görevini olumlu bir şekilde yürütemeyeceği görüşünü kuvvetlendiren ibareler olduğu” şeklindeki somut olmayan bilgilere dayanarak davacının atamasının yapılmaması yolundaki dava konusu işleminde hukuka ve Anayasaya uyarlık bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kaübulüyle, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 28.06.2001 günlü, E: 2000/1561, K: 2001/898 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.03.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 16

5. Daire 1999/3652 E., 1999/3292 K.

Davacının, 3713 sayılı Kanuna aykırı hareket etmek fiilimden dolayı 14.4. 1994 tarihinde gözaltına alındığı, 17.4.1994 tarihinde sevk edildiği … DGM’ sının 28.4.1994 günlü, Hazırlık No:1994/669 sayılı kararıyla takipsizlik kararı verildiği belirlenmiştir. Öte yandan 14.4.1997 tarihinde … Üniversitesi … Tıp Fakültesinde yasak bildiri dağıtmaktan gözaltına alındığı ve … DGM’sine serbest bırakıldığı … Emniyet Müdürlüğünün anılan yazısında belirtilmiş ise de; adı geçen tarafından bu tarihte …’da olduğu ve gözaltına alınmasının mümkün bulunmadığı belirtilmesine rağmen idarece bu hususa ilişkin belge sunulamadığı görülmektedir.

Dava konusu işlem; davacının … DGM’ye sevkedilmiş olmasına ve hakkında takipsizlik kararı verilmesine rağmen, bu hususun Personel Güvenlik Soruşturma ve Arşiv Araştıma Formunda belirtilmemesi suretiyle yalan beyanda bulunması nedeniyle Tütün Eksperliğine alınmaması “olduğuna göre yukarıda belirtilen hukuki durum ve olayı gelişimi doğrultusunda değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Bu durumda, suç işlediği şüphesiyle gözetim altına alınan kişi henüz Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yukarıda belirtilen hükmü uyarınca sanık olmamış, bir başka anlatımla cumhuriyet savcısı tarafından henüz kendisine karşı mahkum edilmesi amacıyla iddianame hazırlanmamış fakat şüpheli olan kişidir. Şüpheli; sanıklığın şartından birisi olan isnat şartı henüz şahsında gerçekleşmemiş, üzerinde suç şüphesinin yoğunlaştığı halde kendisine karşı henüz somut bir işlem yapılmamış kişidir. Davacı hakkında iddianame hazırlanmadığı gibi yasanın aradığı anlamda suçlu olarak mahkemeye de davet edilmediği açıktır.

Olayda, davacı tarafından 17.4.1997 tarihinde düzenlenerek idareye verilen Personel Güvenlik Soruşturma ve Arşiv Araştırması Formun’da kasıtlı olarak noksan veya yanlış cevaplandırılmış soruların işten çıkarma nedeni sayılacağının belirtildiği; anılan Formun 7. maddesinin (b) bendinde, (aleyhinizde iddianame tanzim edildi mi?) (c) bendinde ise; (herhangi bir askeri veya sivil ceza davasında suçlu olarak mahkemeye davet edildiniz mi?) sorularına davacı tarafından “hayır” cevabı verilmesinin yukarıda belirtilen hukuki durum karşısında yalan beyan olarak kabulü mümkün değildir.

Öte yandan davacının atanmamasını gerektiren başka hukuksal neden öne sürülmemiş olması ve adı geçenin halen memuriyet statüsünde bulunması da göz önüne alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 1. İdare Mahkemesince verilen 31.12.1998 günlü, E:1997/1140, K:1998/1469 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 3.11.1999 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 17

12. Daire 1998/2516 E., 1999/1757 K.

Dosyanın incelenmesinden; 4.4.1994 gün ve 44 sayılı işlem ile görevine son verilen davacının 5.12.1997 tarihinde eski görevine iadesi için idareye başvurduğu, bu Başvurunun 7.1.1998 tarihinde reddi üzerine, 12.2.1998 tarihinde göreve iadesi yolundaki isteğinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.

İlk defa veya yeniden kamu hizmetlerine atamalarda ilgililerin her zaman idareye başvuracakları tabii olduğundan ve davacının yukarıda sözü edilen madde hükmü uyarınca göreve iade istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı dava süresinde olduğundan idare mahkemesince davacının başvurusunun 11.madde kapsamında değerlendirilerek başvuru süresinin uzun bir süre önce sona erdiğinden bahisle, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararında yasal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 28.5.1998 günlü, E:1998/166, K:1998/447 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 7.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 18

12. Daire 1998/2163 E., 2000/3817 K.

Dosyanın incelenmesinden; davalı idareye bağlı … Şube Müdürlüğünde işçi olarak görev yapan davacı hakkında 13.4.1990 tarih, 20491 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Güvenlik Soruşturması Yönetmeliği gereği yapılan arşiv araştırması neticesinde suç kaydına rastlandığının anlaşıldığı nedeniyle Güvenlik Soruşturması Yönetmeliğinin 15. maddesi gereğince durumunun değerlendirme komisyonunda ele alındığı komisyonun 30.4.1997 tarih, 214 sayılı Kararı ile görevine devamı sakıncalı görüldüğünden, bu karar üzerine 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinde öngörülen kıdem tazminatı ödenerek hizmet akdinin feshine karar verildiği ve bakılan davanın da bu işlenin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar, idare mahkemesince 1475 sayılı İş Kanununa tabi işçi olarak çalışmakta olan davacının hizmet akdinin feshine ilişkin işlemin özel hukuk hükümleri uyarınca tesis olunduğu, bu işleme karşı açılan davaya bakmaya adliye mahkemelerinin görevli olduğu kanaatiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de; davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iş aktinden ileri gelen bir nedene dayanmadığı, güvenlik soruşturması sonucu elde edilen bilgiler üzerine davaya konu işlemin tesis edildiği açıktır.

Bu durumda davacının hizmet sözleşmesinin feshi yolundaki işlem, idarenin kamu gücüne dayalı tek yanlı tasarrufu ile tesis ettiği idari nitelikte bir işlem olduğundan, bu nitelikteki işlemlerin usule ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargı yerinin görev alanına gireceği açık olup idare mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken davanın görev yönünden reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, İstanbul 1. İdare. Mahkemesince verilen 23.12.1997 günlü, E:1997/1188, K:1997/1685 sayılı Kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/c fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 8.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi

GÜVENLİK SORUŞTURMASI EMSAL KARAR 19

12. Daire 1995/7261 E., 1996/585 K.

  • GÜVENLİK SORUŞTURMASI
  • HİZMET KUSURU
  • MEMURUN GÖREVE BAŞLAMASI

Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.2.1995 günlü. E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararıyla; Anayasanın 128/2. maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği, 70/2. maddesinde de, hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemeyeceği kuralına yer verildiği, 657 sayılı Yasanın 48. maddesinde de, devlet memurluğuna alınmada genel ve özel koşulların düzenlendiği, 3.11.1994 günlü, 22100 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4045 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinde, 12.9.1980 tarihinden sonra açılan kamu görevine ve işçiliğe giriş sınavını kazanıp da haklarında yapılan güvenlik soruşturması sonucunda sakıncalı olduğunun bildirilmesi nedeniyle göreve alınmayanların ilgili mevzuatında öngörülen nitelikleri kaybetmemiş olmaları koşuluyla yaş şartı aranmaksızın bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren açılacak sınavlara, önceki güvenlik soruşturmaları dikkate alınmadan katılabilecekleri, sınavları kazanmaları sonucu göreve alınanlara geçmişe yönelik aylık ve diğer özlük haklarının verilmeyeceği ve açıkta geçen sürelerin değerlendirilmeyeceği, bu konu ile ilgili olarak yargıya intikal etmiş olanlardan henüz haklarında yargı kararı kesinleşmemiş olanlar hakkında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağının hükme bağlandığı, davalı idarece, davacının, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasında elde edilen bilgiler nedeniyle, atamasının yapılmadığı, bir kamu görevine açıktan atama yapmak konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu yetkinin kullanımının yargı denetimine tabi olduğu, memur olmak için genel ve özel şartları taşıdığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacının hakkında yaptırılan arşiv araştırmasında, bizzat kendisinin kötü bir halinin saptanmadığı, kardeşinin durumunun dava konusu işleme neden olarak gösterilmesinin Güvenlik Soruşturması Yönetmeliği hükümleri ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde kabul edilebilir nitelikte görülmediği, davacının tazminat istemine gelince 4045 sayılı Yasanın anılan madde hükmü uyarınca geçmişe yönelik özlük haklarının verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararı iptal edilmiş, işlem nedeniyle yoksun kalınan aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin reddine karar verilmiştir.

Davalı idare, idare mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının, açıktan atamalarda idarelerin takdir yetkisinin bulunduğunu, bu yetkinin, davacının, hakkında yaptırılan arşiv araştırması sonucu ve atanacağı görevin özelliği dikkate alınarak göreve atanmaması yönünde kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını; davacı ise, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının, hukuka aykırı olduğunu, göreve atanmamasına ilişkin işlem iptal edilmiş olduğuna göre bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı haklarının ödenmesi gerektiğini öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davalı idarece 16.6.1993 ve 12.7.1993 tarihlerinde yapılan stajyer gümrük muayene memurluğu sınavım kazanan davacı hakkında yaptırılan arşiv araştırmasısonucu, kardeşinin bazı suçlardan arandığının tespit edilmesi üzerine, gümrük müsteşarlığı değerlendirme komisyonunun 9.4.1994 günlü, 1994/3 sayılı kararıyla, memuriyete alınmasının uygun olmadığına karar verildiği, bu karara istinaden, davacının göreve atanmamasına ilişkin 1.6.1994 günlü, 120059 sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı idarece öne sürülen hususlar, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.12.1995 günlü, E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, hukuk ve usule uygun bulunan, davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Buna karşılık, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”, hükmü yer almış olup, bu hüküm gereğince ve davacının atanmamasına ilişkin davalı idare işleminin iptal edilmekle hukuka aykırılığı saptanmış olduğundan, davacının bu işlem sebebiyle uğradığı zararların tazmini zorunlu bulunmaktadır. Sözkonusu zararların giderilmesinde, davacının atanmamasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten, iptal kararı üzerine atandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerekeceğinden idare mahkemesi kararının, davacının, atanmaması dolayısıyla yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin 4045 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca geçmişe yönelik aylık ve özlük haklarının ödenemeyeceği gerekçesiyle reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 27.2.1995 günlü E:1994/723, K:1995/263 sayılı kararının, dava konusu işlem ve dayanağı değerlendirme komisyonu kararının iptaline ilişkin kısmının davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle onanmasına; dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmının, davacının temyiz isteminin kabulüyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince bu kısım hakkında belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı gelen mahkemeye gönderilmesine, 29.02.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Güvenlik Soruşturması Emsal Karar 20

T.C.
YARGITAY
15. Hukuk Dairesi
E:1998/3607
K:1998/4429
T:26.11.1998
Görülüyor ki, atama işlemlerindeki gecikme davalının verdiği bilgi üzerine yapılması zorunlu hale gelen iş ve işlemlerden kaynaklanmıştır. İşlemlerin niteliğine ve yapıldığı tarihlere göre atamadaki gecikmenin davacıdan değil, kanuni sebeplerden kaynaklandığı ortadadır.
Bu durumda mahkemece, asıl alacak, cezai şart ve yüklenme senedinin 16. Maddesi uyarınca ayrıca uyarı gerekmeksizin sarf tarihinden geçerli olarak talep edilebilecek faizden ibaret davacı alacağının hüküm altına alınması yerine, tümüyle hukuki olan konudaki (HUMK.m.275) bilirkişi raporuyla bağlı kalınarak davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Güvenlik Soruşturması Emsal Karar 21

T.C.
VAN 
4. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/452

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’un 60. maddesiyle eklenen 48. maddenin 1. fıkrasının (A) bendinin 8. numaralı alt bendi ile, güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak” devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmış iken 29.11.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 24.07.2019 tarih ve E:2018/73, K:2019/65 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile anılan düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.

Güvenlik Soruşturması Emsal Karar 22

Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4.İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 27/7. ve 45. maddeleri uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

Dava; 24. dönem Niğde Polis Meslek Eğitim Merkezi’ne geçici kaydı yapılan davacı tarafından, eşi hakkında “Eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokmak” suçundan 15 ay hapis 5 gün adli para cezası ile cezalandırıldığı bu cezanın da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiğinden bahisle Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g-1) ve (g-2) bendi uyarınca ilişiğinin kesilmesine ilişkin 11/12/2019 olur tarihli işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 27. maddesinin 2. fıkrasında; “Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.” hükmü yer almaktadır.

Anayasa’nın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153. maddesinde, “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

 

GÜVENLİK SORUŞTURMASI FORMU İNDİR